İrfander Gündem Detay Sayfası

İRFANDER ABİMER MEZUNİYET PROGRAMI

İRFANDER Abdullah b. Mesûd İslami Araştırmalar Merkezinde 2015-2019 yılları arasında Temel İslami İlimler sahasında verilen seminer programını tamamlayan öğrencilerimizin mezuniyet programı gerçekleştirildi.


Abimer Eğitim merkezimiz 1989 yılında merhum Prof. Dr. Mahmut Esad COŞAN hocamızın yönlendirmeleriyle ilmi çalışmalarına başlamıştır. İslâm'ı en başta Kur’an-ı Kerim ve Sünnet olmak üzere en saf ve muteber ana kaynaklarından dosdoğru öğrenerek anlamak, yaşamak ve anlatmak amacıyla, ilahiyat ve İslamî ilimler fakültesi öğrencileri ile  İmam Hatip Lisesi öğrencilerine yönelik seminerler verilmektedir.

Öğrencilerimizden dört yıllık seminer programını tamamlayanlara katılım belgelerinin takdim edildiği programda öğrenciler adına bir konuşma yapan İhtisas sınıfından Emine Tanoğlu duygu ve düşüncelerini şu satırlarla dile getirdi:

Abimer’de İlim Yolculuğum...
Kıymetli Hocalarım, değerli misafirler, sevgili arkadaşlar;

İhtisasla beraber beş yıl süren Enstitü tahsilimizin sonunda sizlere veda niteliğinde olan konuşmamı dile getirmek gerçekten benim için çok zor olacak. Büyük bir duygu yükü içinde olduğumu belirtmek isterim. Duygularımın feyezana gelip konuşmamı bölmesinden de korkmuyor değilim.  Söyleyeceklerim, benim içinde bulunduğum bu durum  aslında diğer arkadaşlarımın içinde bulunduğu durumdan hiç de farksız değil. Birlikte yaşadığımız tahsil hayatımızın yani Abimer yolculuğumuzun belki bir tercümanı olacak konuşmam.

Her şeyi bilen Allah Azze ve Celle  Hz. Âdem’i yaratınca ona eşyayı öğretti. Dilediği kullarına da murat ettiği kadar “ilim” verdi. İlmin gerekliğine inanan insanlar  ilim sahiplerine ulaşıp onlardan istifade edebilmek için ilim yolculuğuna başladı.  Aslında bizim ilim yolculuğumuzun temelleri  bu yolculuklarla çoktan atılmıştı. Evet yanlış duymadınız. Öğrencilik yıllarımızın en güzel zamanında enstitüdeki gayretimizi ben bir ilim yolculuğuna benzetiyorum. Lise son sınıfta Seyit Mehmet Gönen Hocamızın teşvikiyle kaydımı yaptırdım. Enstitüye, yaz mevsimi, hava sıcak, herkes tatil yapıyor,  ben enstitüye gidiyorum.  İlim yolcusunun yolunda taş eksik olmaz.  Öncelikle nefsim devreye giriyor. Böyle bir zamanda çalışmaya gidilir mi?  Biliyorum ki hissi ve nefsi olan şeylerde ziyan olduğunu. Şems Hazretleri; “İlim erbabına zillet ve gurbet yaraşır. Aksi hüsrandır.” der.  Ben de yüz vermiyorum hiçbir şeye.  Enstitü derslerine devam ediyorum.

O günden bugüne  tam beş yıl geçti. Hayatımın güzel beş yılı. Bizim yoldaşımız, yol gösteren kıymetli hocalarımız.  İnsanlığın ne demek olduğunu  hem bilgileriyle hem davranışlarıyla öğreten kıymetli hocalarımız.  Bu tahsilimizde  bize neler öğrettiler bir bilseniz.. Bir hadisi okurken  kimi zaman hadisi rivayet eden büyüğümüzün yanında hissettik kendimizi. O dönemin iklimini havasını soluduk hep birlikte.  Hadisi yorumlarken güncel meseleleri de değerlendirdik. Kimi zaman hep birlikte Gazali’nin devrine kanatlandık. Gazali’nin “Aklın bütün meseleleri kavramada müstakil ve bütün müşkillleri halledecek durumda olmadığını anladım.”sözü üzerinde birlikte uzun uzun mütaala ettik. Tefsir dersinde ayeti celileleri açıklarken Yunus’un dörtlüğüne, Mevlana’nın beytine yer verdik. Her biri bir kıymet olan /İslam’ın edeplerini  hayatımızın en güzel süsü olarak not ettik defterimize, gönüllerimize. Fıkhın aceleye gelmeyeceğini,  ilmin kuma kabul etmeyeceğini öğrendik. Kem alat ile kemalat olmayacağını, şöhretin afet olduğunu, mekanın kişilerle şeref bulduğunu öğrendik. Dersin muhabbetsiz olmayacağını ancak muhabbete boğulmayacağını öğrendik. Paylaşmanın, fedakarlığın ne demek olduğunu paylaşarak öğrendik. Biliyor musunuz onlarca şairi, yazarı, mütefekkiri eserleriyle, düşünceleriyle hayatlarından küçük bir öykü ile derslerimize konuk ettik. Neler öğrenmedik…


Öğrendiklerimizi bu sınırlı zamanda dile getirmek  tabii ki mümkün değil. Bütün bu bilgileri bizimle paylaşan hocalarımıza çok teşekkür ederim. Rabbim hepsinden razı olsun. Enstitümüzün değerli idarecilerine teşekkür ederim. Bizim için program yaptılar,  bizim için imkânı seferber ettiler. Enstitüde bizim kahrımızı çektiler. Hepsinden Allah razı olsun. Ayrıca Ramazan abimize ve Fadime ablamıza hizmetlerinden dolayı teşekkür ederim. Bu çalışmayı istifademize sunan, bizim için  imkânları hazır eden İrfander derneğimize  çok teşekkür ederim.

Bilirsiniz, Eyyüb Ensari Hazretlerinin bir hadisi öğrenmek için bir aylık mesafede bulunan Ebu’d-Derda hazretlerine gidiyor, Şam’a. Soruyor Ensari Hazretlerine Ebu’d-Derdâ:

-Bir ihtiyaç için gelmedin mi?
-Hayır.
-Ticaret için de mi gelmedin?
-Hayır.
-Ben sadece  o hadis öğrenmek için geldim, buyuruyor.

Derneğimizin çalışmasını da bu olaya benzetiyorum. Ticaret gayesi gütmeden,  bir menfaat beklentisi içinde olmadan, belki bir kişi Allah’ın dinini daha iyi öğrenir düşüncesiyle bu hizmeti gerçekleştiriyor. Bunu biliyorum. Derneğimizin yetkililerine şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yaptığınız çalışma kolay bir çalışma değil  ancak bilmelisiniz ki sizler bu çalışmayla bir kişiye değil yüzlerce insana hizmet veriyorsunuz. Hizmetiniz inşallah hep devam eder.  Allah sizden razı olsun.Huzurunuzda ailelerimize de teşekkür etmek istiyorum.  Bizleri böyle bir çalışmaya sevk ettikleri ve tahsilimiz boyunca bizlere destek verdikleri için hepsine teşekkür ediyorum.

Evet…Veda vakti. Konuşmama şu düşüncelerimi dile getirip son vermek istiyorum. Servis beklerken dersin tekrarını yapmayı, Abimer’de sınıfımıza çıkarken merdivenlerde kardeşlerimin selam verip abla demelerini, arkadaşlarımı, dostlukları, sınıfımızda huzurlu ders işlemenin keyfini, hocalarımızın babacan yaklaşımlarını, esprilerini, idaremizin yardımlarını, konferansları, üçüncü teneffüste peynir karpuz yemeyi (bu arada ikisi birlikte çok güzel oluyor bunu da belirteyim), her saatte hazır edilen çayı, piknikleri, gezileri çok özleyeceğim. Bu imkânı bize sağladığınız için hepinize tekrar teşekkür ederim.  Allah’a emanet olunuz..