İrfander Gündem Detay Sayfası

BİR İLİM YUVASI: ABDULLAH B. MES´UD İSLAMİ ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

Kız Öğrencilerimizin Gözünden....

 

BİR İLİM YUVASI
Abdullah b. Mes'ud İslami Araştırmalar Merkezi

     İmam Hatip Lisesi’yle vedalaşmamıza ve İlahiyat Fakültesi’yle vuslatımıza şahit olan bir yılda, büyük bir heyecan ve enerji ile ilme bismillah çekmiş, bu yola talip olmak için hazırlıklara başlamıştık. Bu tatlı telaşımız esnasında heyecanımız ve beklentilerimiz, Rasul-i Ekrem’in dizinin dibinde yetişmiş, O’nun hayatını rivayet etmekle ondan aldığı emaneti üstlenebilecek gözüpekliğe, keskin zekaya ve ince anlayışa sahip, rehberimiz dediğimiz bir sahabinin; Abdullah b. Mes’ud(r.a.)’un ismini taşıyan bir kurumun varlığından haberdar olmamızla zirveye ulaşmıştı. Bu kurum Abdullah ibn Mes’ud Fıkıh Enstitüsü ismini taşıyan bir mekan olmanın ötesinde bize İlahiyat Fakültesi’nden önce kucak açan bir ilim yuvasıydı. 

     Fıkıh; ince anlayıştı, dini tüm incelikleriyle anlamak ve hayatımızı bu mefhumla ilmek ilmek dokumaktı. Ve Abdullah İbn Mes’ud fıkhın meşhur gelişim serüvenine göre fıkhı eken kişiydi yani Rasul’ün emanet bıraktığı fideyi tüm Müslümanların başına tac olsun diye toprakla buluşturan bir çiftçi idi…O,  Allah’ı ve Rasulü’nü hakkıyla anlayıp onlara hakkıyla itaat edebilmemiz için bize ilmi sunan, yol gösteren büyük sahabilerden biriydi, biz ise ilmi talep eden bu yolun mübtedileri idik. İşte bu yüzden bizim rehberimizdi o.

    Tüm bu düşüncelerle bu yuvaya ilk adımımızı attık. İlahiyat Fakültesi’ne başlangıç yapmadan önce yazın burada fakülteden birçok hocamızla tanıştık. Aynı anda Selçuklu Eğitim Merkezi’nden ilim yolculuğumuzda derin izler bırakacak hocalarımız da derslerimize girmeye başladı. Bu bizim için büyük bir avantajdı. Nitekim hem fakülteye uyum sürecini burada başlatmış olacak, fakültenin o resmi havasından önce arka planda işleyen ve son sınıfa gelmeden fark edemeyeceğimiz ilmin sıcaklığını burada tadacak hem de Eğitim Merkezi’nden gelen hocalarımızla ilmin pratik yönünü zihinlerimizde ve uygulamalarımızla somutlaştırabilecektik.  O yaz bu yuvada fakülteye hazırlık sadedinde Sarf, Nahiv, Mükaleme ve Metin Okuma derslerini aldık. Lisede aldığımız notlara göre çok iyi bildiğimizi sandığımız Arapçanın Elif’ini(!) bilmediğimizi o yaz acı bir şekilde öğrendik. Aslında ilmin anahtarı olan Arapçayı bile henüz bilmediğimizi farketmemiz bizim için bir had bildirmeydi. İlme usulsüz adabsız niyet edilmezdi. Tevazu, takva ve güzel ahlakın olmadığı ilim, ilim olmazdı. O yaz aynı zamanda ilim adabını da öğrenmiş olduk ve “bilmiyorum” zikrini kendimize vird edindik… 
 İlerleyen yıllarda güncel meseleler üzerinden ilerlediğimiz fakülte derslerine klasik dönemlerden destek minvalinde arapça metinler okuduk, zaman zaman kitap mütalaaları ve seminerlerle de boşlukları doldurduk. Bu bize,önceki yıllardan öğrendiğimiz Arapça kurallarını işletme fırsatı verdi ve zihnimizde oturtamadığımız bazı hususları sağlamlaştırmanın yanı sıra bazen sınırlarımızı zorlayarak farklı bakış açıları kazanma imkanı sağladı. Derslerimizde yapılan sürekli tekrarlarla sınavsız öğrenebilme kabiliyetimizi keşfettik ve bu sayede fakültede ardı arkası kesilmez sınavların verdiği strese bu yuvada maruz kalmamış olduk . 
     
     Herşey bir yana bu yuva ilmi şartsız koşulsuz alıp sonra amele dönüştürebildiğimiz ve kapısından girdiğimiz anda tüm streslerimizi dışarda bırakabildiğimiz bizim için bir dar-ı felah haline geldi. Allah’ın rızasına kavuşabilme arzusu da burayı rızıklandığımız bir cennet bahçesi olarak görmemize vesile oldu. Ve’l hasıl-ı kelam, tam da bu diyardan gider olduk kalanlara selam olsun… diyecekken biz, bu dareyn saadetini terkedemeyeceğimizi ve bu hazdan kendimizi mahrum edemeyeceğimizi anlayarak bu yuvadan ayrılmayı Rabb’in bildiği bir süreye kadar erteledik… ve halen burada hazırlık sınıfı olarak başladığımız bu yolculuğa ihtisas sınıfı olarak devam etmekteyiz. Mezun olduktan sonra fakülteden arda kalan boşluğu Allah’ın izni ve inayetiyle kimimiz hafızlık yaparak kimimiz yüksek lisansta, kimimiz ise öğretmenlik vazifesini icra ederek değerlendirmekteyiz.

   Bu yuvada bize ilim sevgisini aşılayan hocalarımızdan öğrendiğimiz asıl ilke, ilme asla bir hudut çizilemeyeceği ve bu yolculuğun da bir nihayetinin olmayacağıdır. Ve yine burada öğrendik ki tevazu, takva ve güzel ahlak ilme eşlik ediyorsa o ilim değerlidir. Öğrendiğimiz bu değerleri hayat boyu düstur edinip başkalarına da bu değerlerle örnek olmayı temenni ediyoruz. 

Tabi ki, bu çatı altında yolculuğa beraber çıktığımız ve hiçbir maddi çıkar gözetmeden sadece rıza-i ilahiyi amaçlayan dostlarımızın yanında, burada kurduğumuz samimi dostluklar da bir başka kazancımız oldu. Bu uzun sürecin meşakkatlerine birlikte göğüs gerdiğimiz gibi güzelliklerini de birlikte paylaştık. Gerektiğinde bir parça ekmeği hiç çekinmeden paylaştığımız, uzun gezilerde birbirimize yoldaşlık ettiğimiz bu dostlarla muhabbetimizin daim olmasını Rabbimiz’den diliyoruz. 

   Bizim birçok engele rağmen burada yolculuğumuzu devam ettirebilmemiz için gereken tüm fedakarlığı gösteren yönetim kurulumuza teşekkürü bir borç bilir, Allah’ın onları hayırda öncü kılmasını temenni ederiz.

   İlmî çaba ve rusuhlarına rağmen bizi büyük bir dikkatle dinleyen, sorularımızı ve görüşlerimizi önemseyen ve bizi her daim ilme ve amele teşvik ederek bu yuvadan ayrılmamamız için çaba sarfeden hocalarımıza teşekkür eder, Allah’tan onların ilimlerini artırmasını ve alimler olarak onları peygambere varis kılmasını dileriz.